Bir İftar Kuşağı Dizisi


Ramazan Sokağı 1890 yılı Osmanlı İstanbulunun bir Suriçi semti. Bu semtte akl-ı selim, kalb-i selim ve zevk-i selim iç içe. Kıraathanede ve sokakta günün en can alıcı olayları yaşanır, kıraathaneci hamalla ve aşçı manavla atışır, deli iğneli iğneli güldürür, destancı cezbeli hikayelerle coşturur, türlü düğümler çözülürken günün konusu da daha iyi anlaşılır. Darü’l-Hikme’de Hayali bize dana derisinden hayal perdesi üzerinde günün menkıbesini anlatır. Darü’s-Sanat’ta Hezarfen’in elinden çıkan maharetleri izleriz, hikmetlerini dinleriz. Aşevi’nde Osmanlı yemeklerinden biri aşçının tarifiyle, yamağın sakarlıklarıyla pişer. Ramazan Sokağı her zaman Darü’l-Ulum’da imamın günün konusuyla ilgili sohbetiyle sona erer.

Karakterler

  • ramazan sokağı imam şamil

    İmam Şamil Efendi

    Otuzlu yaşların ortasında, Rus Harbi’ne katılmış eski bir tabur imamıdır. Savaşın ardından mahalleye yerleşmiş, daha sonra cami imamlığına başlamıştır. Küsleri barıştırır, sevinçleri paylaştırır, acıları hafifletir, mahallenin direğidir. Darü’l-Ulum’daki sohbetleri yapar.

  • ramazan sokağı hayali

    Kunduracı Hayali Hikmet Efendi

    Çağın Dede Korkut’u, mahallenin hikâyecisidir. Sivri dillidir ancak kendine has bir babacanlığı vardır. Söz sanatlarını ustaca kullanabilmesi sayesinde pek çok defa mahallelinin dertlerine derman olur. Her gün ikindiden sonra, genç yaşlı tüm mahalleliyi, kurduğu hayal perdesinin karşısına toplar, hikmetli hikayelerle seçilen konu başlığına uygun dersler verir.

  • ramazan sokağı hezarfen

    Hezarfen Salih Efendi

    On parmağında on marifet bir üstattır. Hat, ebru ve tezhip gibi İslam sanatlarını icra edip geçimini sağlamakta ve bu mesleklerin yaşaması için çalışmaktadır.

  • ramazan sokağı kıraathaneci

    Kıraathaneci Haydar Efendi

    Ayaklı kütüphane gibi çok okuyan, kelimelerin köklerini ve biçimlerini incelemeyi seven birisidir. Aynı zamanda çarşı ağasıdır. Yerli yersiz, kendi kendine kelimeler tekrar eden, durup dururken bir kelimenin kökünü, ekini anlatmaya koyulan biridir.

  • ramazan sokağı aşçı

    Aşçı Dirhem Süleyman Efendi

    Aşevinde tadına doyum olmaz yemekler yapan aşçımız Dirhem Süleyman, Ramazan münasebetiyle yememenin değil, insanlara yedirememenin sıkıntısını yaşar.

  • ramazan sokağı manav

    Manav İsmet Efendi

    Eski bir pehlivan olarak yaşı geçmiş bir girişimcidir. Yaşanan dönemde “manav kültürü” pek yaygın değildir. Bu iş genellikle seyyar gezen zerzavatçılar tarafından yapılmaktadır. Aşçının, ona; “senin erikleri zerzevatçıda gördüm” demesi onu çileden çıkarmaya yetecektir. Çünkü o kendini meyve sebze mütehassısı olarak tanıtmaktadır. Katiyen zerzavatçılığı kabul etmez. Manav (Türkmen) kökenli olması münasebetiyle işletmesine “manav” adını vermiştir.

  • ramazan sokağı hamal hasan

    Hamal Hasan Efendi

    Gününü kıraathanede geçirip sağa sola taşınacak birkaç parça eşya bulursa rızkını çıkaran birisidir. Oturduğu yerden sürekli millete laf atar, şakalar yapar. Muzip bir kişidir. Kıraathane’de kendi zevkine uygun değişiklikler talep eder. Dikkate alınmayınca bir fırsatını bulup (örneğin masaların yerini değiştirip) kafasındaki planı uygulamaya koyar. Üstelik bu değişiklik için bir de kıraathaneciden ücret talep eder.

  • ramazan sokağı zabit

    Zabit Efendi

    Otuz yaşına merdiven dayamış kimsesiz bir Osmanlı zabitidir. Sert görünüşlüdür. Semtte kanun ondan sorulur.

  • ramazan sokağı aşçı yamağı numan

    Aşçı Yamağı Numan

    Aşçı yamağı ise yeni yemekler öğrenmek için can atan ancak birbirinden komik sakarlıkları ile türlü kazalara meydan veren bir gençtir. Her gün ustasının şevkini daha da ateşlendirir. Mükemmel bir koku alma yeteneğine sahiptir. Kokusundan hangi yemeğin içinde ne kadar baharat olduğunu bile anlar.

  • ramazan sokağı

    Çırak Hüseyin

    Kıraathane’nin çırağı ise ayaklı gazete gibidir. Sağa sola kahve servisi yaparken havadisler dağıtır. En sevdiği iş pehlivan manav ile aşçı Dirhem Süleyman’ı kapıştırmaktır.